+90 533 301 47 86

Sosyal Medyada Biz}

Ankara Şubemiz Hizmetinizde!
2017 Mayıs itibari ile Ankara şubemizle hizmetinizdeyiz.
Ankara Şubesine Ulaşın

Saygı ile Büyütülen Çocuk

Saygı ile Büyütülen Çocuk

“Güven bana, Duy beni”

“Çocuklarla vakit geçirmek zor dersiniz. Haklısınız. Ve eklersiniz, çünkü onların seviyelerine inmek gerek: eğilmek, alçalmak, küçülmek. İşte bunda haksızsınız.

 Asıl yorucu olan, onların duygularının yüksekliğine yetişebilmek için uzanmak zorunda olmaktır. Onları incitmemek için, esnemek, uzamak, parmak ucuna yükselmek…”

Janusz Korczak

 

Gündemde ne yazık ki kalbimiz sıkışarak acı verici istismar olayları okuyoruz. Koruyucu çözümler üretebilmek yerine her istismar olayının ardından sosyal medya hesaplarına akın akın çocuğa dokunma fotoğrafları paylaşılıyor. Kaygıya düşen ebeveynler davranışları ile çocukları daha büyük bir kaygıya sürüklüyorlar ve sonuçta çocuklar daha büyük risk altına giriyorlar.

Gündemle birlikte ebeveynlerden en sık, çocuklarına bedenlerini korumayı nasıl öğretecekleri konusunda kaygılı sorular geliyor.

“Ne yapmalıyım, nasıl banyo yapmalıyım, çorapsız etek giyse mi, iç çamaşırı banyoda çıkmalı mı, babası yıkayabilir mi kızımı, yanına yatarsam bir şey olur mu, odasını hemen mi ayırsam, mahremiyeti nasıl öğrenecek, beden güvenliği nasıl anlatılmalı, kucağıma alırken bacakları kapalı mı olmalı?”

Tüm bu soruların tek bir cevabı var benim zihnimde: “Ne kadar kaygılanmışsınız, sizin için bu konu anlıyorum ki epey korkutucu. Şimdi iki şey yapalım bu sorulara ve kaygıya harcadığımız enerjiyi dönüştürücü bir güç haline getirelim ve sizlere önce çocuklarınıza güvenmeyi sonra da onları duymayı öğretelim…”

“Eee peki ya banyo, tuvalet, alt silme, oturma, çorap……. ne olacak?” diyor ebeveyn kaygıdan duymakta zorlanıyor terapisti.

“İzninizle anlatayım. Saygı duyacaksınız…”

“Nasıl yani?” diyor ebeveyn?

İzin alacaksınız çocuğunuzdan, saldırmayacaksınız. Bedenine ve tüm varoluşuna sonsuz saygı duyacaksınız. Doğduğu andan itibaren kucaktan kucağa hoyratça gezdirmeyeceksiniz, süs bitkisi gibi oturtup herkesin onu izleyeceği törenlerden uzak duracaksınız. Emmek istemediğinde bırakmasına, emmek istediğinde emebilmesine olanak tanıyacaksınız. Öperken, dokunurken, okşarken izin alacaksınız. Hadi oğlum\kızım öp amcanın elini demeyeceksiniz. Birine yaklaşmak istemediğinde ‘Ama yavrum O senin dayın, öp bakalım.” demek yerine; ‘Şu anda oğlum\kızım öpmenizi istemiyor, o ne zaman isterse o zaman öper ya da öpmez.’ diyeceksiniz. Öpücük vermezsen üzülürüm demeyeceksiniz. O senin yanağın ve elbette sen izin verirsen öpebilirim diyeceksiniz.

Beden güvenliğini cinsel organ ile sınırlandırmayacaksınız. Önce siz çocuğun bedeninin her zerresine saygı duyacaksınız. Zorla yemek yedirmeyeceksiniz, o senin miden diyeceksiniz mesela. Sizinle uyumak istediğinde nedenini duyacaksınız. Mesane\bağırsak kontrolünü öğretirken çişini yaptı diye evi bayram havasına çevirmeyeceksiniz. Çişini kaçırdı diye cezalandırmayacaksınız. Mesaneni\bağırsaklarını rahatlatmak ister misin demeyi alışkanlık haline getireceksiniz.  Sizin istediğiniz oyuncağı alması için zorlamayacaksınız, aynı arabadan on tane var ama demek yerine, aynı arabadan bir tane daha almak istedin, bu senin kararın diyeceksiniz. Sizin sevdiğiniz tüllü elbise yerine tayt giymesine, kravatla beyefendi gibi(!) kreşe gitmesi yerine bazen pijaması ile gitmek istemesine saygı duyacaksınız.

Aslında demem o ki; Onun kişiliğine, karakterine, mizacına, yapabildiklerine ve yapamadıklarına saygı duyacaksınız. Öfkesini dile getirdiğinde, ağladığında sakince yanında kalacaksınız ve sakinleştiğinde o hırçın hallerini de sevdiğinizi söyleyeceksiniz. Tüm duygularını yüce bir gönülle kabul edeceksiniz. Ve tabi kendi sınırlarınızı korumak konusunda ona rol model olacaksınız. İstemediğiniz şeylere hayır demeyi öğrenecek ve çocuğunuzun değerli hayır çığlıklarını duyacaksınız.

Ağlayarak yanınıza gelip arkadaşının topunu aldığını söylediğinde, sen de şu topla oyna demek yerine, şu anda topunu paylaşmak istememişsin, gel arkadaşına paylaşmak istemediğini söyleyip topunu isteyelim. Sen hazır olduğunda paylaşabileceğini söyleyelim diyeceksiniz. Paylaşmak çok önemlidir öğretilerinde boğulmayacaksınız. Bu ve benzeri öğretiler çocuğa “öteki”nin daha önemli olduğu mesajını verir. Ötekinin duyguları, düşünceleri, istekleri daha önemlidir ve onları karşılamak için kendi isteklerinden vazgeçebilirsin, mesajını verir. Öğretmenim bana kızdı dediğinde, sen ne yaptın bakalım diye hesaba çekmek yerine; duygusunda kalmak konusunda kendinizi eğiteceksiniz. Kötü şeyler olmuş bugün okulda bana anlatmak istedin şimdi deyip açıcı olacaksınız. Olumsuz diye nitelendirilen duyguların yaşanmasına izin vereceksiniz. Ağlamasını durdurmayacaksınız.

Korku kültürü yerine saygı kültürü oluşturacaksınız evinizde. Lügatınızın baş sayfasına bazı ifadeleri kalın harflerle yazacaksınız:

“İznin olursa…..”

“O senin ……”

“Bu senin kararın.”

“Paylaşmak zorunda değilsin.”

“Her halinle değerlisin.”

 

Ebeveyn şaşkın…

İnsan evrenin küçük bir örneğiyse, insanla ilgili bir konu nasıl basitçe geçiştirilebilir ki! İnsan bir bütündür. Rahme tutunması ile başlayan yolculuğunda her durak, her kaldırım, her anayol çok değerlidir. İnsanla ilgili bir konunun bu nedenle cevabı da bir bütündür. İlk cevaba geri dönersek:“….sizlere önce çocuklarınıza güvenmeyi sonra da onları duymayı öğretelim!”

Çocuklara güvenmek onlara saygı duymakla başlayan ve onların hızında, onların ritminde ilerleyerek yürüdüğümüz yaşam yoludur. Saygı duyduğunuzda çocuk her an aynaya bakmaktadır. Dolayısıyla çocukta beden farkındalığı ardından beden sorumluluğu gelişir. Farkındalık ve sorumluluk en güzel iki koruyucudur. Mahremiyet eğitiminde sıkışıp kalmak yerine çocukları her bir gelişim basamağında özenle izlemek 1 yaşta beden farkındalığı oyunları oynamak ve 2 yaşın hayır krizlerine izin vermek, 3 yaş ve sonrasında adım adım cinsel eğitim vermek ve ömür boyu saygı duymak daha işlevsel ve sağlıklıdır.

Çocukları duymak ise bir beceridir.

Çocuk beyni yavaş yavaş gelişir ve dünyayı duyguları ile tanır. Henüz beyni duyguları yönetebilme araçlarına sahip değildir. Bu nedenle çocukları duymanın en değerli yolu duygularının takipçisi olmak ve onları oyundan mahrum etmemektir. Duygularını bir pusula gibi düşünün her konuda size nereye gideceğinizi söyleyecekler. Korkacak bir şey yok demek yerine, “Bundan korktun…” deyip devam etmesini kolaylaştırmak gerekir.

Saygı ile büyütülen çocuk ebeveynine yaşadığını aktarabilir. Çocuklarımızın kendi benliklerini bulmalarının, sınırlarını fark etmelerinin, kendilerini tanımlayabilmelerinin dolayısıyla onları korumanın en kadim yolu da saygı duymaktır. Çocukların dudaklarımıza değil ayaklarımıza baktığını unutmamak gerekir.

Saygı dolu bir dünyada yaşamak hayaliyle

Tuğba YÜCEL
Psikolojik Danışman
Psikodramatist
tugbagyucel@gmail.com
www.icgorupsikoloji.com

22 Mart 2018
1.395 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Tuğba YÜCEL Tuğba Yücel - DoktorTakvimi.com