+90 533 301 47 86

Sosyal Medyada Biz}

Ankara Şubemiz Hizmetinizde!
2017 Mayıs itibari ile Ankara şubemizle hizmetinizdeyiz.
Ankara Şubesine Ulaşın

Kalpler Arasındaki Yol

Kalpler Arasındaki Yol

Tuğba Yücel
(Pedagog\Psikoterapist)

“Anlaşılmak Gülümsetir!”

Geçen hafta çocuğu dinlemek kapsamında basit kapı aralayıcılardan söz etmiştik. Bugünkü konumuz aynı kapsamda iletişimin temelini oluşturan Etkin Dinleme Becerisidir. İletişimin gelişmesi için dinleme esastır. Dinlemeyi başlıca iki bölüme ayırabiliriz:
1. Fiziksel Dinleme: Fiziksel dinlemede, bedenimizle dinlemeye hazır olmadığımız mesajını veririz. Bunun için;
a) Konuşanın yüzüne doğrudan bakmak,
b) Beden olarak ona yönelik olmak,
c) Gözle iyi bir ilişki kurmak (göz teması)
d) Bu durumda rahat olabilmek gerekir.

2. Psikolojik Dinleme: Psikolojik dinlemede içsel olarak dinlemeye hazır olup olmadığımız, dikkatimizin konuşanda yoğunlaşıp yoğunlaşmadığı belirleyici olmaktadır. Bunun için;
a) Sessizlik,
b) Anlatılmak istenenin ne olduğunu anlamaya çalışmak,
c) Anlatılanın altında yatan duyguyu anlamaya çalışmak,
d) Koşulsuz kabulle dinlemek, dürüst olarak dinlemek gerekir.

Etkili dinleme davranışı karşısında kişi sorunu rahatlıkla dile getirebildiği için çözüm yollarını da rahatlıkla düşünebilir, kendini dinleyen kişiye güvenir ve gerçekten yakınlık hisseder.

Birçok anne-baba ve öğretmen, çocuklarla iletişim kurmada ve onların sorunlarına çözüm getirmede esas görevlerinin onlarla konuşmak, öğüt vermek, öneride bulunmak olduğunu zannederler. Oysa çocuğun sorunlarını çözmede gerekli olan şey, uygun ortamı sağlamak ve onu dinlemektir. Dinlemek, çocuğun gelecekte de sağlıklı bir iletişim kurabilmesini, kendisi hakkında olumlu duygulara sahip olmasını, kendisine değer verildiğini hissetmesini, kendine saygısını ve problem çözme becerilerini geliştirir. Çocuklara rahatlıkla konuşabilecekleri bir ortam sağlanmalı, eğer ortada bir problem varsa o problemin öncelikle kime ait olduğu bulunmalıdır. Eğer problem çocukta ise, öncelikle anne-baba çocuğa duygu ve düşüncelerini açıklamak için konuşma fırsatı vermeli, onu dinlemelidir. Dinleme, çocuğa anne-baba tarafından önemsendiğini gösterir, değer verildiğini hissettirir.

İyi bir dinleyici olmak için; çocuğu dinlerken rahat bir şekilde oturulmalıdır. Rahat bir oturuş çocuğu dinlemeyi kolaylaştırır. Çocukla konuşurken göz teması kurmak önemlidir. Bunun için ya çocuğun boyunun hizasına gelmek için diz çökmeli, ya da çocuğu kucağa almalıdır. Göz teması çocuğa duyulan ilgiyi ve kişiliğine duyulan saygıyı gösterir. Göz teması donuk bir şekilde olmamalıdır. Konuşurken çocuğun aynı zamanda ses tonuna, yüz ifadelerine ve bakışlarını kaçırıp kaçırmadığına dikkat edilip, davranışları ile söylediklerinin tutarlı olup olmadığına bakılmalıdır. İyi bir dinleyici olmak için, karşımızdaki kişinin yüzünü, elini, kolunu yani bedenini de duymamız gerekir. Çocuk kendisine yakın duran, yüzüne bakan kişiye daha çok güven, yakınlık ve konuşma isteği duyar. Çocuk bir şey anlatırken “Tamam, sen anlat ben dinliyorum” diyen ve bu arada yemekle uğraşan bir anneye anlatma isteği duymaz.

Çocuğu dinlerken sessiz olunmalı, zaman zaman duraklamalarda söze karışılmalıdır. Sessizliğin faydasına gelince konuşan kişiye konuştukları hakkında düşünme, daha fazla açıklama ve olaya daha dikkatli bakma imkânı kazandırır, kişiyi aynı zamanda rahatlatır. “Merve’nin benim için çok iyi bir arkadaş olduğunu düşünmüyorum artık!” diyen bir çocuğun sözünü keserek “Ben sana baştan söylemiştim, Merve’nin iyi bir arkadaş olmadığını, artık kendine başka bir arkadaş bulmalısın” demek, o çocuk için gereken sessizliği sağlamaz. Çocuk düşüncelerini tam olarak söyleyemez, kendisini rahatsız hisseder.

Dinleme sırasında çocuğun sözünü kesmeden, çocuk durakladığında “Hımm, evet anlıyorum…..” gibi sözlü belirtiler ya da gülümseme, baş sallama gibi sözsüz belirtiler yapılmalıdır. Tüm bu belirtiler, çocuğun anlattığı problemi, sorduğu soruları DUYDUĞUMUZU, onu önemsediğimizi ve değer verdiğimizi çocuğa hissettirir. Bunu hisseden çocuk, rahatlıkla sizinle iletişim kurar.

Aşağıda etkili dinlemeye örnek verilmiştir.
Çocuk: “Okula gitmek istemiyorum.”
Yetişkin: “Okulla ilgili bazı sıkıntıların var.” (Etkili dinleme, yerine koyma).
Çocuk: “Öğretmen birkaç çocuğu sınıfta azarlıyor.”
Yetişkin: “Neler oluyor anlatır mısın?”
Çocuk: “Yanımdaki arkadaşım yaramazlık yapıyordu, öğretmen bana bağırdı.”
Yetişkin: “Haksızlığa uğradın çünkü sen yaramazlık yapmamıştın.” (Etkili dinleme, yerine koyma).
Çocuk: “Evet.” (Anlaşıldığını görerek gülümser)

Bazen çocuklar korku, kaygı kızgınlık gibi duygularını ifade edemezler. Bu durumlarda çocuğa yardımcı olmak için şunlar yapılabilir:
1-Söylenenleri iyice anlamaya çalışıp, söylediklerini kısaca tekrar edebiliriz.
ÖRNEK :
“Matematik dersini hiç anlamıyorum..”
(Biraz daha dikkat edersen anlarsın’ veya “Sınıfta bir arkadaşına sor anlatsın” yerine)
Duyduğunuzu tekrar etme: “Matematik dersi sana zor geliyor”
“Evet, öğretmen de bana taktı” diye devam eder.

Duyguları tekrar etmenin yararları; söylenenlerin aynen duyulduğunu, yanlış anlaşılmadığını kanıtlar. Soruna çözüm getirmez; ama çocuğun sorun üzerinde daha çok düşünmesini ve çözüm bulmasını sağlar. Asıl sorunun ne olduğunu ortaya çıkarır.(matematik dersi örneği ). Konuşan kişi duyulduğunu hissederek daha çok konuşur.
2-Konuşan kişinin duygularını dile getirebiliriz.
Örnek:
Berke : ’Matematik dersini hiç anlamıyorum..’
Berke ne hissediyor?: KIZGINLIK, ÖFKE
Cevap: “Bu seni kızdırıyor” olabilir.

Çocukla iletişimde, duyguların dile getirilmesi onu rahatlatır ve anlaşıldığını hissetmesini sağlar. Böylece yoğun duygularını davranışa dönüştürmez. Kızgınlık duygularıyla bir başkasına zarar vermez. Anlaşılan çocuk anlatır, anlattıkça öğrenir. Anlaşıldıkça anne-babasının öğütlerini öğüt olarak görmeyi bırakır, yaşam dersi olarak algılar ve gelişmesi hızlanır. Anlaşılan çocuk anlamayı öğrenir. Karşısındakinin özünün içine bakabilmeyi ve onu dinlemeyi öğrenir.

Dünyanın en önemli işi çocuk yetiştirmektir. Çok sevdiğim bir hikâyeyle bitirmek istiyorum. “Eski devirlerin birinde bilge bir devlet başkanı etrafındaki adamlara ‘Bir servetiniz olsa neler yapardınız?’ diye fikirlerini sorar. Oradakiler hanlar, hamamlar yaparım, aşevleri yaptırırım, camiler, kütüphaneler yaptırırım, şeklinde fikirler öne sürerler. Bunları dinleyen o bilge insan ‘Bu dediklerinizin hepsi güzel yatırımlar; fakat ben olsaydım, o serveti insan yetiştirmeye kullanırdım; çünkü iyi yetişmiş insan olduktan sonra, bu dediklerinizin hepsi olur. İdeal insanlar olmadan ise, bunların hiç biri istendiği gibi olmaz.’ der. “
İdeal insanlar ideal yetiştirilen çocuklardır…

06 Temmuz 2016
899 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Tuğba YÜCEL Tuğba Yücel - DoktorTakvimi.com