+90 533 301 47 86

Sosyal Medyada Biz}

Ankara Şubemiz Hizmetinizde!
2017 Mayıs itibari ile Ankara şubemizle hizmetinizdeyiz.
Ankara Şubesine Ulaşın

Eyvah Çocuğum 66 Aylık

Eyvah Çocuğum 66 Aylık

Tuğba Yücel
(Pedagog\Psikoterapist)

4+4+4

Bugünlerde anne-babaların en çok yardım çağrısı belirsizlikle baş etme: Okula başlama yaşlarının öne çekilmesi ile çocuklarını bekleyen olası durumlar konusunda içinde bulundukları belirsizliklerle baş etme.

Daha anasınıfı eğitimi bile almamış yüzlerce 66 aylık çocuk Eylül ayı itibariyle okulları doldurmaya başlayacak. Bu durumda bilinçli aileler ister istemez “Ne yapmalı?” sorusunun cevabının peşinde koşuyor. Eğer çocuklarını göndermezlerse ailelere uygulanacak para cezası “Ne yapmalı?” sorusunu soran ailelerin sayısını ciddi oranda azaltırken, “Çocuğumu harcayacağıma paramı harcarım!” yaklaşımı sergileyen aileler de bulunmakta.

4+4+4 sistemi ile aileleri en çok kaygılandıran temel şey kuşkusuz “yaş” faktörü. Erken yaşta okula başlamanın zararları gündemden düşmüyor. Çocukların okulda, 5 yaş için uygun olmayan akademik beceriler içinde kaybolma olasılıkları ne yazık ki en büyük risk faktörü. Bilişsel gelişim olarak, çocuklar altı yaş sonrasında sembollerle öğrenmeye, mantık yürütmeye, bilgiyi işlemeye hazır hale gelmektedir. Çocukların 1. Sınıfı anasınıfı gibi geçirecekleri söylense de bunun için hem kalabalık sınıflar uygun değil hem de gereken alt yapıya da sahip olmadığımız ortada. Sınıf öğretmenlerimiz yıllarca akademik, başarı odaklı çalıştıktan sonra şimdi nasıl olacak da oyun odaklı bir eğitim verebilecekler. Bunu nasıl yapacaklarını bilemeyen öğretmenlerimiz de şaşkın durumda şu an. Madem anasınıfı gibi olacak neden okul öncesi öğretmenleri 1. Sınıf denilecek sınıfı anasınıfı biçiminde okutmuyor? Madem sınıf öğretmenlerini kullanacaksınız bu iş için o halde sınıf öğretmenleri bilmedikleri bir işi nasıl yapacaklar? Bizim ülkemizin en büyük handikapı burada da peşimizi bırakmıyor. Bir işi en iyi o işin ehli yapar. Ama bizde 2 haftalık kurslarla her şey yetiştiriliyor ne yazık ki. Aslında kimse ne olacağını bilmiyor? Doğal olarak 66 ayının dolduran tüm çocuklar bir tür sistem deneği durumundalar. Bu noktada ailelere önerim çocuklarının okula uygun olup olmadıkları konusunda alanında uzman psikolojik danışman\psikologlardan yardım istemeleridir.

4+4+4 eğitim sistemi kapsamında mesleki yönlendirmeler de erken yaşlara taşınmış durumda. Daha 10 yaşındaki çocukların, henüz kendilerini tanıma süreçleri yeni başlamışken hangi mesleklerin kendilerine uygun olduğunu bilmeleri, doğru seçim yapmaları mümkün değildir ne yazık ki! Bu süreçte meslek seçiminin yapılması gelişimsel olarak hedef olamaz. Hedef, okullarda uygulanan rehberlik programları kapsamında yapıldığı gibi, mesleklerin tanıtılması, çocukların zihinlerine fikir tohumlarının ekilmesi olabilir. Olgunlaşmayan meyve dalından koparıldığında nasıl tat vermezse erken yaşta yapılan meslek seçimi de öyle tat vermeyecektir. Meslek seçimi için en önemli faktör kişinin yapısına, karakterine, kişiliğine uygun hem ilgi duyacağı meslek hem de kişinin akademik becerilerine, yeteneklerine uygun başarabileceği meslek seçebilmektir. Henüz toplumsallaşma sürecini yeni bitirmiş ve kendini keşfetme süreci olan erinlik dönemine adım atmış 10 yaşındaki bir çocuktan sağlıklı bir tercih yapması beklenilemez. Bu durum çocukları için karar veren hırslı anne-babaların, öğrencileri için en iyisini seçeceğini düşünen öğretmenlerin sayısını artırmaktan başka bir işe yaramayabilir.

4+4+4 eğitim sistemi kapsamında tartışılan bir diğer konu, kuşkusuz eğitimin dışarıdan da yürütülebilir hale gelmesi. Eğitimde katı kurallar olduğu sürece eğitimin işe yaramadığını en iyi deneyimleyen ülkelerden biri sanıyorum Türkiye’dir. Eğitimin sınırlarını katı biçimde çizdikçe işler içinden çıkılamaz bir hale gelmekte. Herkesi yeteneğine, kapasitesine, becerisine bakmaksızın eğitime zorlamak ülkemizin de içinde bulunduğu ara eleman yoksunluğuna neden olmaktadır. Yaklaşık 17-18 yaşlarında liseyi bitiren bir genç eğer üniversiteyi kazanamazsa büyük bir boşluğun içine düşmektedir. Bir yanda ulaşamayacağı hayaller, diğer yanda hızla geçen zaman ve zamanı etkili kullanamamaktan kaynaklanan hiçbir iş bilmeme durumu genci depresif bir durumun içine sokmaktadır. Yıllarca dershanelerde üniversite kazanmak için mücadele verip yine kazanamadıklarında ne yetişmiş eleman ne bir işi öğrenmeye hevesli çırak olabilmekteler; arada kalmışlık ise süreçleri ciddi anlamda zorlaştırmaktadır. Herkesin akademik olarak çok başarılı olmasını beklemek, herkesin üniversite okumasını beklemek yine bireysel farkları yok saymaktır. Bu nedenle daha esnek bir eğitim sistemi aynı zamanda daha etkili bir eğitim sistemi olacaktır. Bu durumun riskleri elbette vardır; çocukların erken yaşlarda evlendirilmesi, iç gücü olarak kullanılması gibi tehlikelere karşı ülkenin uygun önlemler alması, uzaktan eğitimin iyi denetlenmesi, çocuklar hakkındaki tüm söz hakkının çocukları üzerinden bir biçimde para kazanan ailelere bırakılmaması, caydırıcı cezalarla bu tür risklerin denetim altında tutulması çok önemlidir. Bizim ülkemizde üniversite henüz bilim yeri olarak değil meslek edinme yeri olarak görüldüğü için ülkemiz herkesi üniversite mezunu yapmak gibi bir ideale hazır değil diye düşünüyorum. Meslek ve iyi yaşam umutları ile üniversiteye giden sonra iş bulamayıp “kendine uygun bir iş ayarlama” göreviyle baş başa kalan 23-24 yaşlarındaki bir birey için her şey 14 yaşında olduğundan daha zor olmaktadır kuşkusuz. Bu bağlamda bakıldığında eğitimin zorunluluk süresinin 12 yıla çıkması, içeriği uygun biçimde doldurmakla ve eğitimi, öğretim olmaktan çıkarıp gerçekten yaşamın bir provası haline getirmekle daha da uygun hale gelecektir. Okulun amacı, bireyin gelişiminin önündeki engelleri kaldırmaktır, fakat akademik sınav odaklı eğitim tam tersini yaparak gelişimin önüne engeller koyar. Bu durumda akademik sınav odaklı eğitimde de bir düzenleme yapmak kuşkusuz şarttır.

4+4+4 eğitim sistemine okulları iki ayrı kademeye ayırması ve ilk 4 ile ikinci 4’ü ayırması açısından bakacak olursak son derece uygun bir yaklaşım olduğu kanaatindeyim. Gelişim dönemleri ve gelişim görevleri açısından bakacak olursak ilk 4 döneminde çocukların henüz sadece çocuk olduklarını ve çocuk kalmalarının da çok önemli olduğunu görürüz. Bu dönem tam olarak oyun dönemidir ve çocuğun grup içi oyunlara oldukça önem verdiği bir dönemdir. Erinlikle birlikte bireyselleşme daha ön plana çıkar. Grup oyunları yerini ikili-üçlü gruplaşmalara bırakır. Yaşamın provası yapılmaya başlar. Duygusal ilişkiler, kurulan planlar, aileye yönelik çatışmalar bu dönemde ciddi biçimde yaşanmaya başlar. Bu iki bambaşka grubu aynı ortama sokmak hem küçüklerin ergenliğe girişlerini hızlandırmakta, hem de büyük çocukların zorbalıklarına maruz kalmalarını artırmaktadır. Yeni sistem içinde 5. Sınıfa geçen çocuk artık biraz daha büyüdüğünü ve farklılaştığını daha çabuk kabul edecek ve çevresinin değişmesi yaşadığı erinlik yasını daha çabuk atlatmasını sağlayacaktır diye düşünüyorum.

Kimsenin tam olarak ne olacağını bilmediği fakat herkesin etkileneceği bu sistemin, eğitim açısından felaketlere değil de güzelliklere yol açabilmesi dileklerimle…

06 Temmuz 2016
920 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Tuğba YÜCEL Tuğba Yücel - DoktorTakvimi.com