+90 533 301 47 86

Sosyal Medyada Biz}

Ankara Şubemiz Hizmetinizde!
2017 Mayıs itibari ile Ankara şubemizle hizmetinizdeyiz.
Ankara Şubesine Ulaşın

Çocuk Kulağı

Çocuk Kulağı

Tuğba Yücel
(Pedagog\Psikoterapist)

Çocuklar Dudaklarımıza Değil Ayaklarımıza Bakarlar!

Önceki haftaki yazımda çocuklarımızın davranışları ile bize ne anlatmak istediklerine değinmiştim. Çocuklarımızın dilini anlamakla, verdikleri mesajları duyabilmekle zor işin büyük bir kısmını halletmiş olacağımızı vurgulamıştık.

Bu haftaki yazımda ise çocukların bizi nasıl duyduğu, nasıl algıladığı mesajlarımızın onlara nasıl iletildiği konusuna değineceğim.

Öncelikle iletişim konusuna değinmekte yarar görüyorum. İletişim, doğrusal (tek yönlü) değil, dairesel bir süreçtir. İletişim iki kişinin duygu düşünce ve bilgilerini paylaşarak birbirini anlaması ile ilgili bir süreç olarak tanımlanmaktadır. Başka bir ifadeyle iletişim, kısaca bilgi üretme, aktarma ve anlamlandırma süreci olarak tanımlanabilir. Başkalarıyla bir arada olabilmek, insanları anlayabilmek, kendimizi anlatabilmek ve insanları etkileyebilmek, toplumsallaşabilmek için iletişi kurmamız gerekmektedir. Bireyler kendileriyle ve başkalarıyla iletişim kurarak kişilik gelişimlerini sağlarlar.
İletişimin amaçlarını düşündüğümüzde; var olmak, haberleşmek, paylaşmak, etkilemek ve yönlendirmektir. İletişimin gerçekleşmesi için iki sistem gereklidir. Bu sistemler iki insan, iki hayvan, iki makine ve hatta bir insan bir makine (Örneğin bir bilgisayar) bile olabilir. Nitelikleri ne olursa olsun iki sistem arasındaki bilgi alışverişi iletişim olarak kabul edilir. Bu bağlamda iletişim bir paylaşma eylemi olarak çift yönlü bir süreçtir. Bizler, iletişim süreci içerisinde yalnızca başkalarından mesaj almaz, mesajda göndeririz. Bu yolla iletişim süreci içerisinde karşılıklı olarak etkilenir ve değişime uğrarız. İletişimde bilgi akışının iki yönlü olması beklenir. Örneğin ana-babalar, ya da amirler, karşılarındakilere yalnızca bir şeyler söyleyip emirler verirlerse onların tepkileri ile ilgilenmezlerse bu iletişim değil bilgi aktarımı- enformasyon olarak kabul edilebilir. İletişim kişiye değil, kişiyle yapılır. İletişim bir ortak paylaşım süreci olarak düşünülmelidir. Taraflardan biri hazır değilse iletişim yolu tıkalıdır.

İletişim sürecinin işleyişini temel alan aşağıdaki modelde işlevsel açıdan kaynaktan alıcıya, alıcıdan kaynağa olmak üzere iki aşamalı bir işleyiş söz konusudur. Birinci aşama, anlamlandırma, yani kaynağın içinde bulunduğu durumu değerlendirip, sonra amacına uygun mesajları zihinsel olarak oluşturması ve mesajları kodlama, mesajları gönderme sürecinden oluşur. İkinci aşama algılama ve kod açma, yorumlama, kodlama, ve geri besleme sürecinden oluşur. İletişim sürecinde yer alan öğeler, kaynak, alıcı, mesaj, kodlama, kod açma, kanal, geri bildirim ve gürültüdür.

Kaynak: En yalın anlamda kaynak, iletmek istediği duygu, düşünce ve bilgisini, alıcının algılayıp anlayacağı sembolleri kodlayarak mesaja dönüştürür. Kaynağın etkili bir iletişimi gerçekleştirme durumu, iletişim becerisine, tutumuna, toplumsal ve kültürel etkenlere, iletişim kurduğu konuya ilişkin deneyim ve bilgisine bağlı olarak değişir.
.
Mesaj: Mesaj, düşünce, duygu ya da bilginin kaynak tarafından kodlanmış biçimi olarak tanımlanır. Bir şeyi iletmeyi isteyen kaynağın ürettiği sözel, görsel ve görsel-işitsel sembollerden oluşur. Örneğin; iletişim kurabilmek için konuşmacı, sözcükleri, ressam renkleri, balerin beden hareketlerini vermek istediği mesajı anlamlı kılacak biçimde kullanır.

Alıcı : İletişim süreci içerisinde kaynağın gönderdiği mesaja hedef olan kişi, grup ya da kitleye alıcı denilmektedir. İletişimin gerçekleşebilmesi için, alıcının mesajı alarak tepki göstermesi ile gerçekleşir.

Geribildirim: İletişim sürecinin önemli öğelerinden biri geribildirimdir. Geribildirim kısaca alıcının tepkisinin göndericiye aktarımıdır. Geribildirim sayesinde konuşmacı, izleyicinin tepkilerine ve gereksinimlerine göre konuşmasına yön verebilir.

Gürültü: Eğer bilgi kaynağından yola çıkan mesaj ile hedefe ulaşan mesaj arasında fark varsa, bu farkı yaratan faktöre gürültü adı verilir. Gürültü iletişimi bozan faktörler arasında yer alır. Genel anlamda bakılacak olursa içinde gizli de olsa hata payı taşımayan hiçbir iletişim sistemi yoktur.

Bu iletişim sistemi içerisinde anne-baba çocuk arasında yaşanan iletişime bakacak ve anne-babanın mesajını çocuğa doğru biçimde aktarmasının önündeki iletişim engellerine ve bu engellerden doğan çocuğun anne-babayı algılama biçimine değinceğiz.

Öncelikle iletişimde söylemek istediğimizi, niyetimizi de göz önünde bulundurarak doğru biçimde karşımızdakine aktarmak önemlidir. Çocuğunun iyiliğini isteme niyetiyle çocuğa: “Senden de adam olur mu ki bilmem!” diyen bir ebeveyn çocuğun iyiliğini istediği kandırmacasıyla çocuğun dünyasını karalamaktadır. Ya da çocuğunun sahip olduklarının kıymetini bilmesini isteyen ve olasılıkla 0-6 yaş döneminde ne istediyse alan ebeveynler çocuklarına: “Ben senin yaşındayken, ne odam vardı, ne oyuncağım, bir tane silgi alırdık onu da bir yıl boyunca kaybetmeden kullanmak zorundaydım. ………” diyerek kendi yaşamını öne süren ebeveynler çocuklarına, çocuğun tasavvur edemeyeceği şeylerden söz ederek “Banane senin çocukluğundan!” duygusuyla iletişimi koparmalarına neden olmaktadırlar. Çocuğa yetinmeyi öğretmek çok güzel bir amaçtır fakat kullanılan yol, çocuğu daha da doyumsuz yapmaktan öte bir şey değildir. Çocuğa yetinmeyi öğretmenin yolu varsa o da: “Var olanlarla yetinerek, varsa bile mütevazi yaşamaktır.”

Gelecek hafta iletişimi bozan engellerden söz edeceğiz. Sözü edilen iletişim engelleri genellikle anne-babaların “eleştiri” adı altında çocuklarına verdikleri iletişimi doğrudan ya da dolaylı olarak kesen mesajları içermektedir. Eleştiri, bir insanı, bir yapıtı, bir konuyu, doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme, gereksiz gürültülerden eleyerek sağlıklı bir veri meydana getirip sunma işidir. Fakat bizde eleştiri kişinin olumsuz, hatalı yanlarını gözüne sokmak şeklinde işlemektedir. Hele karşımızdaki küçük bir çocuksa eleştiri, eleştiri olmaktan çıkıp hedefini şaşıran ok misali karşısındakinde büyük hasarlar meydana getirmektedir. Anne babalar görüşmelerim sırasında eleştiri adı altında çocuklarına aşağıdaki engellerle bir sürü bilgi aktarmakta ve yapılan şeyin hatalı olduğu söylendiğinde de “Ama biz O’nun iyiliğini istiyoruz.” Demektedirler. Kuşkusuz her anne-baba biricik çocuklarının iyiliğini ister. Fakat dikkat edilmediğinde kaş yapacağım derken göz çıkarmış da olunabilmektedir.

Günlük ilişkilerde ve tabi ebeveyn-çocuk ilişkilerde eleştiri mekanizması o kadar maksadının dışında kullanılır ki sonuçta sağlıksız iletişim ve bozuk ilişkiyle mücadele etmek zorunda kalan insanlar topluluğu meydana gelir. Kuşaktan kuşağa aktarılan yanlış iletişim biçimleri ne yazık ki durdurulmadığı sürece aktarılmaya da devam eder.

En büyük engel kafamızın içidir.
Engellerimizi fark edebilmek dileğiyle…

(Devam Edecek!)

06 Temmuz 2016
957 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Tuğba YÜCEL Tuğba Yücel - DoktorTakvimi.com