Mağaza

Vassıl Stoyev

Tuğba Yücel
(Pedagog\Psikoterapist)

Resime baktığımda gördüğüm ilk şey, uyumsuzluktu. Bir kargaşanın resmiydi, yolunda gitmeyen bir şeylerin… Kavganın, dövüşün, acının, belki savaşın resmi…
Birbirinden çok uzakta “kare” insanlar. Yüz çizgileri, duyu organları olmayan suratlar. Bütün biçimsiz yapının içerisinde gün gibi beliren biçimli taşlar…
İlk resimden başlayarak geziyorum sergiyi, her resimde içimdeki ürperme biraz daha artıyor…
Kolsuz bedenler çarpıyor göze hemen. Bütün resimlerindeki insanlar gibi burada da insanlar yarım; kolsuz, boyunsuz, elsiz… Tüm figürlerin cinsel organları dikkat çekecek biçimde karmakarışık renklerle süslü…
Yüzler hep asık ve birbirine dönüp bakmıyor. Yarasalar dikkat çekiyor. Ve yine daha da belirginleşmiş biçimli taşlar…
İlerledikçe yalnızlaşıyor tablolar, iki kişilik yalnızlıklar resmedilmiş ustaca. Değişen hiçbir şey yok. Yine yüzler asık ve ilgisiz. Aralarında hiç iletişim yok, beden dilini kahramanından söküp almış ressam, eller kollar bağlanmış, gözler birbirinden çok uzakta, ilgisizlik ve umursamazlık okunuyor yüzlerinde.
İki kahramana da sonradan eklenmiş kafaların kopartıldığı düşünülerek bakınca, korkunç bir tablo çıkıyor ortaya; mezar taşı…
İlerledikçe her şey daha çarpıcı biçimde çıkıyor ortaya. Bu bir mezar. Yüzler kaybolmuş, kahramanlar yan dönmüş, cinsel organları karmakarışık.
Mezarın karşısında, açılmış başka mezara düşen bir kadın; ölüm. Neyin ve kimin ölümü?
Mezar, iletişimsizlik…
Mezar ve yalnızlık. Kimsecikler kalmıyor tablolarda. İletişimsizlik yerini yalnızlığa bırakmış. Yüz daha da asık! Mezarı taşları gün gibi görünüyor. Renkler tek tonda; gri…
Vassıl Stoyev bize ne anlatmak istiyor olabilir?
Akış içerisinde resimlere baktığımızda birbirini izleyen temalar; kargaşa, biçimli taşlar, yarım insanlar, iletişimsizlik, mezar taşları ve yalnızlık…
Yalnızlığımız ve birbirimize yabancılaşmamız, bunun getirdiği mutsuzluk. İnsanlardaki yarımlık, kapalılık, kullanılmayan eller, kollar. Sarılmaları mı engellenmiş yoksa el ele tutuşmaları mı? Okşamaları engellenmiş belki de birbirlerini…
Ellerimiz, kollarımız yaşam içerisinde ne kadar bize hizmet ediyor? Kaç kişinin gözyaşını siliyoruz? Kaç kişinin korkmadan tutuyoruz elini hiç bilmediğimiz bir evrene götürecek olsa da? Kaç kişiyi gerçekten seviyoruz, hiçbir şey beklemeden ve korkmadan???
Toplumsal soyutlanma ve bu soyutlanmanın odağa getirdiği cinsellik. Birbirine uzak insanlar, aralarında iletişim yok, yan yana duruyorlar ve yüzleri asık, mutsuzlar. Ama bellerinden aşağı doğru inildikçe resimdeki bu iki insan birleşiyor.
Cinsellikten başka buluşma noktası olmayan ilişkiler anlatılıyor olabilir mi?
Sonrası yalnızlık, iletişim yoksunluğunun getirdiği olası sonuç!..
Birbirimizi bu kadar unutmuş olmasaydık neyi değiştirebilirdik acaba???

Write a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

“Kadın Olmak Üzerine Bir Derleme” Eğitim – Çorum

“Dil susarsa beden konuşur..” Soramıyoruz Konuşamıyoruz Danışamıyoruz Tabularla ayıplarla büyüyen kız …

18-24 Ay Oyun Saati

KREŞ/OKUL ÖNCESİ OYUN SAATİ ÇORUM Sağlıklı İlk Ayrılık ve Kanatlanan Çocuklar Çocuklar dünyayı deneyimleriyle …

Ankara 10-12 Yaş Psikodrama Grubumuz Başlıyor

10-12 yaş çocukluk ile ergenlik arasına sıkışılmış zor bir dönemdir. Bu dönemde çocuklara eylemsel bir yöntemle …