+90 533 301 47 86

Sosyal Medyada Biz}

Ankara Şubemiz Hizmetinizde!
2017 Mayıs itibari ile Ankara şubemizle hizmetinizdeyiz.
Ankara Şubesine Ulaşın

Suçlama, Sahip Çık

Suçlama, Sahip Çık

Tuğba Yücel
(Pedagog\Psikoterapist)

İnsanların cesaret toplumları değiştirir!

Bu hafta iletişimde kullanılan dilin ne kadar önemli ve değiştirici olduğu üzerinde duracağız. Çocuklarımıza duygularımızı doğru iletirsek, çocuklarımızdan da doğru anlamalarını bekleyebiliriz. Aksi takdirde çocuklarımızın bizi doğru biçimde anlamasını beklemek, onların doğaüstü varlıklar olmasını beklemekten farksızdır. Duygularımızı gizlemenin daha önemli ve gerekli olduğu bilinciyle yetiştirilen bir toplumun çocukları olduğumuz için “ben dili” kullanmak başlangıçta hepimize zor gelmektedir. Fakat zamanla ne kadar etkili olduğunu gördükçe kullanmaya ilişkin cesaret ve inancımız da artacaktır. Sadece olumsuz duyguları aktarmada değil aynı zamanda olumlu duyguları da aktarmada kullanmamız gereken bu yolla çocuklarımıza kendi duygusal mirasımızdan fazlasını bırakmamız da kaçınılmaz olacaktır.

SEN DİLİ:
Anne- baba ve çocuk arasındaki anlaşmazlıklar, çocuğun yaptığı olumsuz davranışlar sonucu oluşur. Çocuğun olumsuz davranışları ya da sözleri anne-babada hoşnutsuzluk, kızgınlık gibi duygular yaratabilir. Bu duygular karşısında tepkilerini genellikle aniden ve sözel olarak şöyle ifade ederler! “Ne laf anlamaz çocuksun”, “Sana bin kere tembih ettim”, “Neden dikkat etmiyorsun” gibi. Buradaki ifade tarzı, çocuğa yönelik SEN mesajı, sen-dilidir. Bu ifade fiziksel cezalardan daha olumsuz etki yapar. Sen dili kızgınlığın gerçek nedenini açıklamaz. Bu nedenle çocuk anne babasının neden kızdığını anlayamaz; ancak çocuk, “Benim annem her şeye kızar” der.
Sen dili ile gönderilen kızgınlık ifadeleri davranışa değil, kişiliğe yönelik açık saldırıdır. Kızgınlığın kişiliğe yönelik olması çocuğu sarsar, gücendirir, kızdırır, onun karşılık vermesine yol açar. Zamanla çocuk içine kapanıp, iletişimini kesebilir. Çocuk, sevilmediğini düşünebilir. Onuru kırılan çocuk, “Ama siz de hatalı davranıyorsunuz” diyerek karşılık vermeye başlar. Böylece çocuk da, kızgınlık duygularını sen dili ile ifade etmeyi öğrenir. Bu durumda anne-babalar, çocuğa daha fazla ceza vermeye başlarlar.
BEN DİLİ:
Ben dili, anne-babanın olumsuz davranış sırasında yaşamakta olduğu olumsuz etki ve duyguları açıklayan, dürüst ve sorumlu bir kızgınlık ifadesidir. Duygunun sorumluluğunu karşı tarafa yüklemek yerine sorumluluğu üstlenme cesareti gerektirir.
Örneğin, “Oooo, buyurun içeri girin lütfen” yerine, -“Geldiğine çok sevindim” şeklinde bir ben dili mesajı bizde daha sıcak bir duygu uyandırır.
Yine başka bir örnek verecek olursak, ziyaretine uzun zamandır gidemediğimiz bir büyüğümüz: “Şimdiki nesil artık böyle, büyüklerini asla umursamazlar, ne zamandır ziyaretime gelmiyorsun biliyor musun?” gibi suçlayıcı sen dili kullanmak yerine, “Uzun zamandır seni görmediğim için çok özlemiştim, seni gördüğüme sevindim, keşke daha sık gelebilsen!” gibi gerçek duyguları anlatan bir ben dili mesajı kullandığında, biz o anda savunmaya geçmek zorunda kalmayız. Aynı zamanda ziyaretlerimizi daha sık ve daha istekli yapmamızı sağlar. Ben dili ile konuşmak, duygu ve düşünceleri anında ilettiği için kullanan kişiyi rahatlatır.
Sen dili kullanmak çatışmaları körükleyen bir iletişim biçimidir. Doğrudan ya da dolaylı olarak karşı tarafı suçlanır. Oysaki örneğin, “Neden böyle yaptın?” yerine “Bu davranışına çok üzüldüm!” kızgınlık ve öfke gibi birikimleri önler.
Duyguların açıklanması çok önemlidir; çünkü düşünceler, zevkler değişse de duygular aynıdır. Çocukların duyguları daha yoğun olduğundan, duyguların ifade edilmesi onların, durumu daha iyi anlayabilmelerine, kendilerini anne veya babanın yerine koymalarına ve onlardaki etkiyi fark ederek davranışlarını onlar için değiştirmeyi istemelerine yardımcı olur. Böylece çocuk olumsuz davranışını anne-babaya yardımcı olmak için değiştirebilir.
“Ben” dili, kişinin o anda karşılaştığı durum veya davranış karşısında, kişisel tepkisini duygu ve düşüncelerle açıklayan bir ifade tarzıdır.
“Ben” mesajını duyan kişi, karşısındakine ne hissettirdiğini öğrenir ve eğer bu olumsuz bir duyguysa, kendi isteğiyle davranışını değiştirir ya da değiştirmez. Davranışının sorumluluğu tümüyle kendine aittir.
“Ben” dilinin en önemli yararı ise, karşımızdaki kişiye “Ben böyle hissediyorum ama bu davranışın herkese böyle hissettirmeyebilir” anlamını içeren bir ileti gönderildiğinden, onun suçlanmadan kendini gözden geçirmesine olanak tanımasıdır.
“Sen” mesajı, iletişimi engeller.
“Ben” mesajı gönderen kişi, kendi hakkında yaptığı değerlendirmeyi karşısındaki kişiyle paylaşmak isteğindedir.
“Ben” mesajları, karşımızdaki kişiyi suçlayıcı ifadelerden arınmış ve tümüyle kendi duygu ve düşüncelerimizi içerdiğinden, iletişimin olumlu sürmesine yardımcı olabilirler.
* “Sen” mesajı yerine… Baba: “Çok kabasın! Her zaman sözümü kesiyorsun!”
* “Ben” mesajı verin… Baba: “Bir şey söylemeye başlayıp da bir türlü sonunu getiremediğim zaman çok rahatsız oluyorum.

* “Sen” mesajı yerine… Anne: “Kes şunu!! Çekiştirip durma kolumu!!”
* “Ben” mesajı verin… Anne: “Kolumun çekiştirilmesinden hoşlanmıyorum.”

Önceki haftadan hatırlayacağımız şema üzerinde durursak yeniden, çocuklarımızın ifadelerini bizim çözümlememiz gerektiği üzerinde durmuştuk. Bu durumda da çözümleme kısmı çocuk tarafında, fakat çocuktan çözümleme yapmasını bekleyemeyiz. Bu nedenle bizim kodu doğru iletmemiz şarttır. Doğru kodun çocuktaki algısı ile yanlış kodun algısı çok farklıdır. Bakacak olursak:

06 Temmuz 2016
874 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Tuğba YÜCEL Tuğba Yücel - DoktorTakvimi.com