+90 533 301 47 86

Sosyal Medyada Biz}

Ankara Şubemiz Hizmetinizde!
2017 Mayıs itibari ile Ankara şubemizle hizmetinizdeyiz.
Ankara Şubesine Ulaşın

Kardeş Kıskançlığı

Kardeş Kıskançlığı

Tuğba Yücel
(Pedagog\Psikoterapist)

Geçen hafta kardeş kıskançlığının doğasına değinmiştik. Bu hafta anne-babaları zorlayan kardeş kıskançlığı durumlarında yapılabilecekler üzerinde duracağız. Öncelikle kardeşi doğmadan önce ona anlayabileceği bir dilde aileye yeni bir üyenin geleceği,  evdeki ortamın her zamankinden daha heyecanlı ve karışık olabileceği, örneğin eve sık sık misafirlerin gelip gideceği, annenin hem yorgun olacağı hem de bebekle daha çok vakit geçirmek zorunda kalacağı, çünkü küçük bir bebeğin gereksinimleri olduğu ama aynı şeylerin o doğduğunda da yaşandığı ve her şeyin zamanla tekrar düzene gireceği anlatılabilir. Böylece çocuk psikolojik olarak daha hazırlıklı olacaktır. Bunları anlatmak için son ana kadar beklenmemelidir

Öncelikle anne-babalar olarak rahatlamamız gerekmektedir, çocuklar etraflarındaki yetişkinlerin davranışlarından etkilenirler. Büyük çocuğunuzun kardeşine nasıl tepki göstereceği konusunda endişeliyseniz çocuğunuz da gergin olacaktır. Anne baba olarak bizler ne kadar rahat olursak çocuklarımız da o kadar rahat olacaktır.

Çocuğa somutlaştıramayacağı sözler söylememek oldukça önemlidir. “Sakın endişelenme seni de bebek kadar seveceğiz” cümlesi iyi niyetli olsa da çocuğun anne babanın sevgisi için kardeşle yarışmasına yol açabilir. Kıskançlığı zarar vererek yaşamaya da gidebilir bu durumda çocuk.

Hamilelik döneminde baba ya da başka bir aile üyesi (anneanne, babaanne) büyük çocuğun bakımıyla ilgili yemek yedirme, banyo yaptırma, uyutma gibi işlere başlayabilir. Böylece anne hastanedeyken ya da bebekle meşgulken çocuk kendini ihmal edilmiş hissetmez ve yaşantısının değiştiği fikrine kapılmaz. Doğumdan sonraki süreçte de uygun bir destek oldukça önemlidir. Bu noktada çocuğun muhteşem bir gözlemci olduğunu unutmamak çok önemlidir. Aman kıskanmasın diye küçük çocuktan uzak durmak da, umursamaz davranıp büyük çocuğu unutmak da çocuğumuzda benzer yaralar açmaktadır.

İlerleyen süreçte ise Anne baba aralarında işbölümü yaparak, anne yeni bebekle ilgilenirken babanın diğer çocukla ilgilenmesi çocukta kendisiyle de ilgilenildiğini hissetmesini sağlar. Bu süreçte anne babanın çocuğa kardeşin doğdu ama senin dünyanda değişen bir şey yok, sana olan sevgimizde bir azalma yok mesajını sadece sözcüklerle değil davranışlarla da iletmelidirler. Bu da ancak çocuğa zaman ayırmaya devam ederek onunla konuşarak, onunla ortak faaliyetlere girerek ve ona sorumluluk vererek olacaktır. Kıskanan çocuğumuzla mümkün olduğunca nitelikli zaman geçirilmeye çalışılmalıdır.

Yeni doğan bebeğe aşırı sevgi gösterisinde bulunmak yerine, var olan sevgiyi ilk andan itibaren paylaştırabilmeyi hedeflemek daha doğru olacaktır. Aşırı kaygı içeren tavırlarla çocuğu bebekten uzaklaştırmaya çalışmak, yapılabilecek en büyük hatalardan biri olacaktır. Burada önemli bir durum da büyük çocuğun zihnine, yeni doğan bebek aslında yokmuş onunla sadece fiziksel ihtiyaçları olduğu için ilgileniliyormuş ve aslından bundan pek de hoşnut değilmişiz gibi bir tablo çizme hatasıdır. Bu durum büyük çocuk da sanılanın aksine daha ciddi kaygıya neden olmaktadır. Aman kıskanmasın yaklaşımı hem anne-baba hem de her iki çocuk için de son derece zorlu bir yaşam biçimine dönüşebilmektedir. Örn: Önceden yalnız yatan çocuğun anne babasıyla yatmasına izin verilmemelidir. Çocuğa kıskanmasın diye gösterilen aşırı ilgi, bu seferde kardeşinin onu kıskanmasına neden olabilir

Bebeğe zarar vermesine izin verilmeyeceği kesin bir dille anlatılmalıdır.

Bebekle ile ilgili işlerde çocuktan yardım istenebilir. Örneğin bebeğe isim seçme, biberonunun soğutulması, oyuncak ya da giysi seçimi, bebek odasının düzenlenmesi gibi konularda büyük çocuğun katılımı sağlanabilir. Büyük çocuğun ruhunda yaşanan gelgitlerin muhakkak anlaşılması gereklidir. Kardeşe yönelik olumsuz duyguları reddedip, önemsememek yerine, onları kabul edip, tanımaya çalışın; “Anne, hep bebekle ilgileniyorsun.” “Hiç de değil, daha biraz önce sana kitap okumadım mı?” demek yerine “Bebeğe bu kadar zaman ayırmam pek hoşuna gitmiyor.” diyerek “Hayır, hiç hoşuma gitmiyor.” diyerek duygularını ifade etmesini sağlayabilirsiniz

Kardeşler arasındaki karşılaştırmalardan kaçının. Ancak çocuğunda bir zamanlar küçük bir bebek olduğu, aynı bakım ve özenin kendisine de gösterildiği çocuğa anlatılabilir. Çocuğun küçülmüş giysileri, bebeklik fotoğrafları gösterilerek, o bebekken yaşanan anılardan ve onun sevimli hallerinden bahsedilerek kendini daha iyi hissetmesi sağlanabilir. Kardeşiyle ilgili karışık duyguları olan çocukların konu edildiği öyküler anlatmak, anne ya da babanın kendi kardeşiyle ilgili ilk hislerini paylaşması, çocuğun duygularını anlaması ve ifade etmesinde fayda sağlayabilir.

Büyük çocuğu korkutan bir başka durum da kardeşini sevmek zorunda olduğunun söylenmesidir, “Sen artık ablasın” diyerek, yaşının üzerinde olgunluk bekleyip, onun da hala çocuk olduğu unutulmamalıdır. Bu durumda çocuğumuzun sırtına taşıyamayacağı bir yük yüklemiş oluruz. Bu yük gün gün kıskançlığının öfkeye dönüşmesine, yalnızlaşmasına, içe kapanmasına vb. uyum ve davranış sorunlarına neden olabilecektir.

Anne babaların kaçınması gereken bir başka durum da; İkinizi de aynı seviyorum, gibi çocuklarımızın zihinlerini karıştıran yaklaşımdır. Sevginizin eşit olduğunu göstermeye çalışmak yerine; her çocuğa, birbirinden ayrı olarak, sadece kendisine özel bir sevgi duyulduğunu göstermek daha doğru olacaktır. “Seni seviyorum, kardeşini de seviyorum!” gibi soyut bir yaklaşım yerine; “Seninle top oynarken çok mutlu oluyorum, senin bana sarılmanı çok seviyorum!” gibi daha somut ifadelerle hem onların farklılıklarını hem de özelliklerini destekleyerek sevgi göstermek daha uygun olacaktır.

Aynı biçimde eşit zaman ayırmaya çalışmak yerine, her çocuğa kendi gereksinimine göre zaman ayırmak gerekir. Bebeğin henüz kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar küçük olduğunu dolayısıyla daha çok ilgiye ihtiyacı olduğunu belirtilmelidir, bu ilginin daha çok sevgi olmadığını çocuğa yaşatmak hissettirmek çok önemlidir. Bu durumda Her şeyin eşit olmasına değil, adil olmasına çalışılmalıdır. Örneğin, üç kardeşten ortanca çocuğun “Ahmet’lere kardeşim gidiyor, ama ben gidemiyorum, bu adil değil” şeklinde gösterdiği tepkiye “Kız kardeşinle geçimsizliği sürdürdüğün ve ona vurduğun için Ahmet’lere sadece ağabeyin gidebilir” biçiminde bir yaklaşım uygun olabilir

Kardeşinin giyebileceği, ona küçük gelen giysileri ve oynayabileceği oyuncakları beraber ayırmak işe yarayabilir, fakat vermek istemediği şeyler konusunda onu zorlanmamalıdır. Kendine ait sevdiği bir şeyin kardeşine verilmesi çocuğu üzebilir ve kıskançlığını arttırabilir. Ailenin bütün olduğu duygusu herkes tarafından hissedilmelidir. Bunun için bütün ailenin birlikte yapabileceği, gezinti, piknik, alışveriş, film izleme gibi etkinliklere yer verilmelidir. Anne-baba çocukla mümkün olduğu her fırsatta birebir iletişime geçerse, birlikte ortak faaliyetlerde bulunurlarsa, çocuğa kardeşiyle ilgili ve evle ilgili küçük sorumluluklar verilirse çocuk kendini hala güvende ve hala sevilen, önem verilen bir kişi olarak hissedecektir. Çocuklarla bireysel zaman geçirmek sorunları ciddi biçimde azaltan bir faktördür.  Anne-Oğul\ Baba-Kız, Anne-Kız\ Baba-Oğul akşamları ya da günleri düzenlenebilir.

Kardeşler arasında kıskançlık hissedildiğinde yapılan en genel hata onları birbirinden uzaklaştırmak olmaktadır. Oysaki onları yaklaştırmak çoğu zaman daha çok işe yaramaktadır. Dikkatinizi hemen, sorun çıkaran çocuğa yöneltmek yerine, zarar gören çocukla ilgilenmek daha uygundur; fakat bu ilgiyi de gereğinden fazla abartmamak işlevsel olacaktır. İyi misin? Ya da “herkes iyi mi? diye iyi olduğundan emin olup uzaklaşmak oturup uzun uzun konuşmaktan daha etkilidir. Ezilen kardeşi “mağdur, ezilen” olarak nitelendirmemek gerekir, bu durumda çocuklardan biri ezen diğeri ezilen olarak dikkat çekmeyi her fırsatta başaracaktır.

“Kim başlattı?” sorusunu sormaktan dikkatle kaçınılmalıdır. Çünkü olayı kimin başlattığını öğrenmeye çalışmak çocukların birbirini suçlamasına neden olur. Her bir çocuğun kavganın çıkmasında aynı derecede suçlu olmasından yola çıkarak sonuçlarına eşit şekilde katlanmaları sağlanmalıdır.

Unutulmaması gereken en önemli nokta, kardeşler arasındaki kıskançlık ve geçimsizlik ne kadar yoğun olursa olsun birbirlerinden ayrı kaldıklarında çok özlerler. Bu durum, ilişkilerinin bazen çok bozuk olduğunu düşünseniz de aslında birbirlerini çok sevdiklerini açıklar. Kavga, kıskançlık, geçimsizlik gelişimleri için olmazsa olmazdır. Durum kontrolden çıkmadığı sürece sorun yoktur.

Kıskançlık çocuklarda olduğu gibi yetişkinlerde de beklenen bir davranıştır. Önemli olan kıskançlığa tavır almak ve bunu çocuğa yansıtmak değil; Sağlıklı önlemler alıp hazırlanmaktır. Unutulmamalıdır ki Bilgi sahibi olarak ve bilerek davranmak sağlıklı sonuca ulaşmada en etkileyici yoldur

Çocuklar arasında dengeli bir tutum sergilemek bilgiye sahip olup bilgiyi davranışlarımıza yansıtmakla mümkündür. Bilgi en büyük güçtür. Bilgiye sadık kalabilmek ise gerçek çözümdür…

06 Temmuz 2016
939 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Tuğba YÜCEL Tuğba Yücel - DoktorTakvimi.com