+90 533 301 47 86

Sosyal Medyada Biz}

Ankara Şubemiz Hizmetinizde!
2017 Mayıs itibari ile Ankara şubemizle hizmetinizdeyiz.
Ankara Şubesine Ulaşın

Dinleyen Anne Baba Olmak

Dinleyen Anne Baba Olmak

Tuğba Yücel
(Pedagog\Psikoterapist)

“Var mısın Yok musun?”

Alışkanlıklardan vazgeçmek belki dünyanın en zorlu işlerinin ilk sıralarındadır. Alışkanlık insanın ruhuna işleyen, üzerine yapışan ve kolay kolay temizlenemeyen bir yaşantıdır. Alışkanlıklarının esiri olan insanlara laf anlatmak da oldukça güçtür. Defalarca hata yapar, yanılır, yenilirler fakat gördükleri zararı yaşamak alışkanlıklarından vazgeçmekten daha kolay gelir ya da öyle zannedilir tuhaf bir biçimde.

Anne-baba olmak dünyanın en yegane sorumluluğu olduğuna göre, çocuklarımızdan sorumlu olmalarını beklerken; kendimiz sorumluluklarımızı unutursak ya da uygun davranmazsak çocuklarımıza o klasik ifadesiyle “Dediğimi yap yaptığımı yapma!” anlayışıyla yaklaşmış olmaktayız. Bu anlayış hiçbir işlevselliği olmayan ve çocuğa hiçbir olumlu şey öğretmeyen bir yaklaşımdır. Anne-baba duyarlılığı; doğru olduğuna inana geldiği yöntemlerin işe yaramadığını, zamanla çocukla aralarındaki iletişimi ciddi biçimde yok ettiği görüldüğünde; alışkanlıkları değiştirmek için elden gelen her yolu cesaretle denemeyi gerektirir. Çalışılması en zor ana-babalar kendilerinde hiçbir şeyi değiştirmeden çocuklarında birçok şeyi değiştirmek isteyen ana-babalardır. Onlara işin başında “Var mısınız yok musunuz?” denir. Sözde var özde yokturlar. Çocukları her geçen gün daha iletişime kapalı, daha öfkeli, daha yalnız, daha depresif hale gelir.
Çocuktan önce harekete geçmesi gereken ana-babadır. Bu nedenle alışkanlığı değiştirmekteki üstüne düşen sorumluluğu alması gereken de önce ana-babadır. Sözlü iletişimde iki önemli husus vardır: Basit Kapı Aralayıcılar ve Etkin Dinleme.

Basit Kapı Aralayıcılar: Çocuğun duygularını hiçbir yaralama ve görüş belirtmeden ve daha etkili biçimde aktarmasını sağlamak için kullanılabilecek özünde çok basit fakat iletişimin devamı açısından çok etkili bir yöntemdir. Genelde anne-baba olarak çocuk iletişime başladığı anda bizim de “ters giden bir şeyler var mı?” algımız başlar. Çocuğumuz konuşmaya başlar biz ise nöbet tutmaya:“yalan söylemiş mi, kimseye haksızlık etmiş mi, kavga etmiş mi, kötü konuşmuş mu mu mu ?”

Ne kadarı tanıdık gelecek, kendimize bakalım:
-Arkadaşın aslında …… demek istemiş.
– Öğretmenin sözü kesilmez.
– Sen ne dedin ki acaba O bunu yapıyor?
– Kesin yine ……….. yapmışsındır!
– Öfkeni bilmez miyim senin, çileden çıkardın yine anneni!
– Zaten hep benden bekle, aman kaldırma bir yerini sen hiç.
– Senin sorunun dikkatsizlik, yine aynı şey yine aynı şey!
…..

Bu ifadelerin ardından çocuk kendini elbette doğal olarak kapatıp, iletişimi reddediyor, kendini odasına kapatıyor, telefonunu elinden bırakmıyor, internetin başından kalkmıyor. Gerçek âlemde anlaşılamayan çocuk\ergen çaresi sanal âlemde arıyor, yalnızlaşıyor, kimsesizleşiyor, suskunlaşıyor, daha öfkeli, daha mutsuz oluyor…

Sanırım öğrenilmesi gereken en önemli şey anne-baba olduğumuz. Hakim, savcı, avukat, yargıç, öğretmen, doktor değil anne-baba olduğumuzu sık sık kendimize hatırlatmamız gerekiyor. Anne-baba olmanın en önemli koşulu karşılıksız sevgidir. Yargılamadan, öğretmeye çalışmadan, ne yaparsa yapsın, kim olursa olsun sevebilmek. Elbette seviyoruz demek yetmez, gerçekten sevmek. Koşulsuz sevgiyi hisseden çocuk hiçbir iletişim engelini engel gibi algılamamaktadır.

Basit kapı aralayıcılar çocukla iletişimimizin devam etmesini sağlayan oldukça temel ve basit ifadelerle iletişimin kapısını aralar. Yukarıdaki ifadeler yerine:
– Anlıyorum!
– Olur tabi!
– Duymak istiyorum!
– Senin düşüncelerin ilgimi çekiyor.
– Seni merak ediyorum.
– Bu konuda konuşmak ister misin, biraz bu konuyu tartışalım!
– Anlatacaklarını dinlemek istiyorum!
– Bana her şeyi anlatmanı istiyorum.
– Bu konuda bir şeyler söylemek istiyor gibisin.
– Bu durum senin için çok önemli sanırım!
– Duyguların paylaşılmayı hak eder.
– Senden öğreneceğim şeyler olabilir!
– Senin görüşünü gerçekten öğrenmek istiyorum.
– Biraz daha birlikte değerlendirelim istiyorum!
– Seni bu kadar üzen şeyi bilmek beni biraz olsun rahatlatacak!
– Ne diyeceğimi bilmiyorum, bana yardım eder misin?
– Herkesin sana karşı olduğunu düşünmek yaşamını zorlaştırıyor olmalı!
– Böyle durumlarda ne yapacağımı bilemem ve birine ihtiyaç duyarım ben!

Çocuğun ihtiyacı yargılanmak değildir, olamaz. Çocuğun ihtiyacı anlaşılmak ve koşulsuzca kabul edilip sevilmektir. Onların yaşamını sorgulamaktan çıkıp yaşamlarına ilgi duymaya başladığımızda işin büyük kısmını da halletmiş oluruz. Bu tarzda bir yaklaşım ve tepkiler sadece çocukları değil yetişkinleri de yakınlaştırır. Temelde değerli olduğunu, sevildiğini, sayıldığını hissettirmek esastır. Aksi takdirde çocuklarımızın karşımızda susuşlarına acıyla tanık oluruz. Anlaşılamayan çocuk anlatmayı bırakır!

Yargılanan çocuk yargılamayı, suçlanan çocuk suçlamayı öğrenir. Haklı çıkmaya çalışarak bir yere varamayacağımızı, çocuklarımızın mücadele edeceğimiz varlıklar olmadığı için savaşı kazanmamızın da bir anlamı olmadığını görmemiz gerekmektedir. Dilimizde yapacağımız küçük değişikliklerden ötesine çoğu zaman ihtiyacımız da yoktur!

İlişkiyi güzellik kurtarır, sevgi kurtarır.
Sevebilmek ve güzel doğan varlıkları çirkinleştirmemek dileklerimle…

06 Temmuz 2016
887 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Tuğba YÜCEL Tuğba Yücel - DoktorTakvimi.com